Bizi takip edin

İzlenim

İşte Tercal bu Tercal!

->

-> 16

‘Sûr’u bırakıp nereye giderim?’ diyor kadınlar burada. Zaten yakılıp yıkılmış köylerden gelmişler Sûr’a; öfkelerini dindiremiyorlar bir türlü. ‘Hani Tercal Tercal (Deccal) diyorlardı ya. İşte Tercal bu Tercal. Vallahi trilyon da verseler, ben çıkmayacağım evimden’ diyorlar

Alipaşa ve Lalebey… İkisi de Amed’in merkez ilçesi Sûr’a bağlı mahalle. Taş evleri ve labirent gibi daracık sokaklarıyla her bir yeri tarih kokan bu mahalleler, “kentsel dönüşüm” adı altında yıkımla yüz yüze. 23 Mayıs’ta kepçenin girdiği mahallede, şimdiye kadar evlerin bir kısmı yıkıldı. Evlerini boşaltmayan mahalleliler, evlerinin yıkılmasına oldukça tepkili. Tepkileri sadece devlete değil, onlarla dayanışmayan, seslerini duymayan Türkiye’nin batısına aynı zamanda.

En çok kadınlar öfkeli

Yıkıma karşı en çok öfkeli olanlar ise, kadınlar… Yıllardır yedikleri içtikleri ayrı gayrı olmayan Alipaşalı kadınlar; sevinçlerini, üzüntülerini, mutluluklarını birbirleriyle paylaştıkları mahallelerini terk etmek istemiyor. Sabiha Öncü, yıkımla yüz yüze kalan Sûr’un Alipaşa Mahallesi’nde yaşayan kadınlardan. Öncü, mahallesini terk etmek istemediğini, “Sûr’u bırakıp nereye giderim?” sözleriyle özetliyor. Sabiha’nın çocukluğu Diyarbakır’ın Silvan ilçesine bağlı Cumatê köyünde geçer, ta ki bir gece, devlet güçlerinin evlerine gelip avludaki hayvanlarını ve evlerini ateşe verene kadar… 90’lı yıllarda yaşanan bu olayın ardından Öncü Ailesi, Sabiha’nın şu an yaşadığı Alipaşa’daki eve yerleşir.

Çocukluktan başlayan direniş…

Sabiha’nın zorlu yaşam hikayesi, daha 1 yaşındayken başlar. Babası ikinci kadınla evliyken, Sabiha henüz bebekken, annesi hamile kalır ve gittiği hastanede ikiz bebek dünyaya getirir; ancak doğum sonrası hayatını kaybeder. Ölen annesini dayıları gömer, ikiz kardeşler ise, sır olup gider. Annesiz kalan Sabiha’ya artık akrabaları bakar. Bu sırada babası da polis-askerin hedefinde. Köyünden göç etmekle devletin peşini bırakmadığı babası, parmakları kesilmiş bir şekilde öldürülür. Sabiha, 16 yaşına geldiğinde ise, evlendirilir; ancak anlaşamadığı eşinden 20 yaşında boşanır. 4 yıllık evliliğinden bir kız ve bir erkek çocuk dünyaya getirir. Birinin adı Mizgin, diğerinin ise Agit… Eşi, çocuklarını Sabiha’ya bırakır ve çekip gider Antep’e. Ailesi evlenmesi için baskı kursa da, Sabiha, 2 çocuğunu mevsimlik tarım işçiliği yaparak ya da gündelik temizliğe gittiği emeğinden kazandığı parayla büyütür.

‘Sûr’u nasıl bırakırım’

Sabiha, şu an Alipaşa’daki evinde oturmaya devam ediyor ve bir yere gitmeyeceğini söylüyor. 27 yıldır yaşadığı Sûr’u terk etmek istemeyen Sabiha, “Ben Sûr’u nasıl bırakırım?” diye soruyor. Yaşamın zorluğuna karşı her daim mücadele eden Sabiha, “Evimi yıkmaya gelseler oturup bekleyeceğim, bir yere gitmeyeceğim” diyor.

‘Avrupa da duymuyor mu?’

Alipaşa’da Sabiha ile sohbet ederken, yanımıza mahallenin sakinlerinden başka bir kadın geldi. Gazeteci olduğumu öğrenince başladı anlatmaya: “O kadar haber yapıyorsunuz, Avrupa hiç duymuyor mu sesimizi? Ben batıyı (Türkiye’nin batısı) geçtim, onların zaten umurlarında değiliz, Avrupa da mı duymuyor bizi?” O kadar öfkeliydi ki, evinin yıkılıyor olmasına sanki karşısında devlet yetkililerinden biri varmış gibi Diyarbakır şivesiyle konuşuyordu: “Sanki onların derdi, bizim daha iyi yaşamamız mı, onların derdi, bu evlerin altındaki altınları almaktır. Dertleri, batıdan gelen insanlara turistik alan açmaktır. Batıdan insanlar gelsin buralarda gezsin diyedir. Hz. Süleyman’ın oraya ne yaptılar sanki. Hep, yabancılar gidip orayı ziyaret ediyor.”

İşte tercal bu tercal

Öfkesini dindiremeyen kadın, yakasını açarak, “Hani Tercal Tercal (Diyarbakır’da Deccal’e Tercal denir) diyorlardı ya. İşte Tercal bu Tercal. Vallahi trilyon da verseler, ben çıkmayacağım evimden. Ben, Alipaşa’da doğdum büyüdüm, nasıl giderim buradan. Gelsinler yaksınlar evimi; ama ben çıkmayacağım” diyor. Her seferinde söyledikleri için özür dileyen kadın, “Boyunları altında kalsın” diye söylene söylene evine doğru yol aldı…

Zuhal Atlan / Amed – dihaber