Bizi takip edin

Köşe yazarları

Hukuka damat tıraşı

->

-> 7

ÖMER ÇELİK

Bu ülkede olan bitenlere dair en son ne zaman şaşırdık? Öyle bir zamandan geçiyoruz ki, karşılaştığımız garabetler silsilesi bizleri şaşırmaktan alıkoyuyor ne yazık ki. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’ın, FETÖ suçlamasıyla cezaevinde tutuklu bulunan damadı Ömer Faruk Kavurmacı’dan sonra eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın yine aynı gerekçe ile tutuklanan damadı Ekrem Yeter de tahliye edildi. Üstelik sadece 4 gün sonra. İlkini sağlık problemleri gerekçesiyle salıveren yargı, ötekine dair gerekçesini bu satırlar yazılana kadar kamuoyu ile paylaşmamıştı henüz. Lakin mutlaka makul bir gerekçe bulunur.

Eskiden, “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” diye bakılan karakter falının yerini şimdilerde, “Bana kimin damadı olduğunu söyle, sana içeri düşüp düşmeyeceğini, ne kadar yatıp gideceğini söyleyeyim” aldı. Zira damat elbisesi, ayakkabısı, tıraşı derken literatürümüze birde “damat hukuku” girdi. Bu hukuktan, kayınpederinin siyasi iktidar nazarındaki değeri kadar yararlanabiliniyor. Mevcut sonuca bakılacak olunduğunda, Kavurmacı cezaevinde kaldığı gün sayısı ile kayınpeder Topbaş’a gönül koysa hakkıdır.

Bu olan bitenlere bakınca filozof S. Kierke Guard’ın “En derin ciddiyet, kendisini ironi ile ifade etmek zorundadır” derken, aslında ne kadar haklı olduğu daha iyi anlaşılıyor. İçerisinde bulunulan hali tanımlayabilecek tüm tumturaklı tespit, analiz ve adlandırmalar, AKP Türkiye’si için yapıldı. Çünkü, siyaset ve hukukun merkezinde yer alıp, faydalanan isimlerden biri de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı olan Berat Albayrak. Ülkenin üzerine ‘Ali Dibo’ gibi çöreklenen Erdoğan ailesine damat olmasıyla birlikte Enerji Bakanlığı koltuğuna layık görülen Albayrak’ın girdiği kanunsuz ilişkileri içeren mailleri nedeniyle, 23 gün süren gözaltının akabinde iki gazeteci arkadaşımla birlikte 6’ncı ayı geride bırakmaya yaklaştığımız bir tutukluluk hali içerisindeyiz.

Tutuklanan damatları daha sonra salıveren yargı, aylardır bizlerin ne ile suçlandığımızı izah edecek bir iddianameyi bile önümüze koymuş değil. Albayrak, “damat hukuku”ndan yararlanarak sanık sandalyesine oturmaktan şimdilik kurtulurken, bizlere uygulanan hukuk ise, tam anlamıyla “rehine hukuku”.

Bunun nedeni ise, bizden hemen sonra aynı gerekçelerle tutuklanan meslektaşımız Die Welt muhabiri Deniz Yücel. Tutuklanması sonrası Almanya ile Türkiye arasında kızışan krizde iş Almanya’nın İncirlik’ten çekilmesine kadar uzandı. Bir yandan böylesi gelişmeler yaşanırken bize yansıyan kimi duyumlar, bilgiler tabloyu netleştiriyor giderek. Haklarımızda gözaltı kararı verip hemen sonra tatile çıkan başsavcı vekilinin baktığı dosya, bu ismin başsavcılığa getirilmesi sonrası bakmakla görevlendirilen başka bir savcının dolabında kilit altında. Oradan indirilip, indirilmemesi ise anlaşılan yukarıdan gelecek talimata bağlı. O talimatın gelmesiyle ancak rehine pozisyonundan sanık pozisyonuna geçebileceğiz.

Ülkenin cezaevlerinde 150’yi aşkın gazeteci var iken, her birimizin ‘örgüt üyesi’ ya da ‘ajan’ olduğundan en küçük bir şüphe bile duyma gereksinimi dahi duymayan siyasi iktidar kanadındaki isimlerden biri Başbakan Binali Yıldırım. Ona göre kendimize gazeteci diyecek egzotik bir tat vermeye çalışıyoruz. Hukuk, damatlara göre tıraş ediledursun, egzotik olmaya çalışanlar bizler oluyoruz nedense!

Adaletin terazisi ne yazık ki toplum karşısında suçlu konumda bulunan devletin başındaki siyasilerin elinde. Kaynağını ahlak kurallarından alması gereken hukuk kurallarının her biri ise, ahlaksızlığı örtmek için kalkan gibi bir o tarafa, bir bu tarafa çekiştirilip duruluyor. Bizler, egemenlerin ideolojileri ve çıkarları doğrultusunda işletilen hukukun bağımsız ve tarafsız olmayacağını nasıl biliyorsak, onlar da bizlere giydirmeye çalıştıkları deli gömleğini giymeyeceğimizi iyi bilmeli.

Herkese selamlar…

DİHA Haber Müdürü Silivri 5 Nolu L Tipi Cezaevi