Dünya

‘Aynı örgütleri destekledik’


Ortadoğu ülkeleri, hala Suriye’deki cihadist gruplara olan desteğini çekmezken, terörizme destek vermekle suçlanıp televizyonları kapatılan, ambargo uygulanan Katar’ın silahlandırma sürecinde rol alan bakanı Hamad Bin Casim El Sani, ’hepiniz oradaydınız’ anlamında itirafta bulundu

İhvan ve türevlerini terörist ilan eden Suudi Arabistan, Mısır, BAE, Bahreyn’in ABD desteğiyle Katar’a ambargo başlatmaları, El Cezire TV’yi kapatmaları ve Katarlıları sınır dışı etmelerinin ardından başlayan kriz sürüyor. Irak yönetimi, Katar’ın ülkelerini Sünni-Şii diye ayırmak istediği açıklaması yaparken, Katar’dan İhvan ve Selefi grupları içeren ÖSO’ya destek konusunda itiraf geldi.

Katar’a törörizme destek gerekçesiyle başlatılan abluka ve ambargo; Suriye, Irak, Libya, Mısır, Filistin gibi ülkelerde İhvan ve Selefi grupların uzun süredir silahlandırılmasını tartışmaya açtı. Türkiye, Suudi Arabistan gibi bazı ülkeler, hala aynı pozisyonlarını koruyup özür ya da özeleştiri vermezken, Katar’dan çarpıcı itiraflar geldi. Katar’ın eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad bin Casim bin Cabir El Sani’nin (El Tani) “Türkiye ve Ürdün’de kurulan operasyon odalarıyla” ilgili konuştu. 1992’de dışişleri bakanı olarak atanan, nisan 2007’den haziran 2013’e kadar başbakanlık yapan (Suriye iç savaş döneminde cihadist grupların silahlandırılmasında ve finanse edilmesinde başrol oyuncularından oldu) Hamad bin Casim El Sani, Amerikan PBS televizyonuna açıklamasında şunları söyledi: “Diğer Körfez ülkeleri ve ABD gibi, biz de Suriye’de hatalar yaptık. Hepimiz aynı operasyon odaları aracılığıyla çalışıyorduk. Bunlardan biri Ürdün’de diğeri ise, Türkiye’deydi. Hepimiz aynı örgütleri destekliyorduk.” Hamad bin Casim El Sani, bahsettiği dönemde, hem başbakanlık hem dışişleri bakanlığı koltuğundaydı.

‘Geç kalınmış itiraf’

Mısır El Bedil gazetesi, “geç kalınmış itiraflar” diyerek, “Arap dünyasına yayılan bu terör örgütlerine verilen yardımın ispatı için Suudi ve Katar dışişleri bakanlarının açıklamalarına bakmak yeterlidir… Katar’ın eski dışişleri bakanının açıklamaları, Suriye’deki radikal ve silahlı örgütler veya Suriyeli muhalif meclislere yapılan maddi ve askeri yardımların boyutunu gözler önüne serdi. Bu desteği de Suriye’de savaşın başladığı ilk andan itibaren Hamad bin Casim başlattı ve bunu kendisi yönetti” yorumu yaptı.

Öte yandan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el Cubeyir, Katar’la yaşanan krizin çözümünün basit olduğunu, Katar’dan “terörü desteklememesini” ve “başka ülkelerin içişlerine karışmamasını” istediklerini söyledi. Vesayet kabul etmeyeceklerini kaydeden Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed Abdurrahman Al Sani de, anlaşmazlığın, asılsız haberler üzerine kurulu olduğunu söyledi.

Irak: Sünni ve Şii diye bölmek istediler

Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı İyad Allavi, Katar’ı mezhepçilikle suçladı. Gazete Duvar’ın haberine göre; Allavi, Mısır cunta şefi Abdulfettah el Sisi’yle Kahire’de düzenlediği ortak basın toplantısında, “Katar; Irak’ta, İran’ınkine benzer bir proje benimsedi; Irak’ı Sünni ve Şii bölgeleri olarak bölme projesi. Ne yazık ki bazı Arap devletleri, konu Katar olunca sessiz kaldı. Katarlılarla dürüstçe konuşmanın ve sonuç alabilmek için onları durumu açıkça anlatmanın vakti geldi. Bu yüzleşmeden sonra uzlaşma gelecektir” diye konuştu.

‘Mızrağın ucu kırılabilir’

Londra merkezli Al Arab gazetesi, Türkiye’nin tutumunu “Erdoğan, Katar’ı savunmak için Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE ile olan stratejik köprüleri havaya uçurdu” şeklinde yorumladı. Lübnanlı akademisyen Muhammed Nureddin, BAE Alkhaleej gazetesindeki makalesinde şunları kaydetti: “Katar, Türkiye’nin Körfez ülkeleri arasında güçlü ilişkileri olduğu tek ülke. Eğer Katar kaybederse, Körfez’deki ‘mızrağının ucu kırılabilir.” İhvan’ı misafir edecek olan Nureddin, Türkiye’nin tek başına aşamayacağı zorluklarla karşı karşıya kalabileceğini de sözlerine ekledi.

Öte yandan, “İslam adına” yapılan katliam ve saldırılardan rahatsızlık duyan Müslümanlar, Almanya’nın Köln kentinde protesto gösterisi düzenledi. Protestoya Müslümanlar, diğer din ve inançlardan insanlar katıldı. Müslüman kuruluşların öncülüğünde “Nicht mit uns” (Bizimle değil) sloganıyla düzenlendi. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) ise katılmadı.

DOHA/RİYAD