Bizi takip edin

Ekoloji

‘Buralarda Azrail’in adı jeotermal’

->

-> 4

Aydın’da jeotermal enerji santralleri tehdidi altındaki dereler kurumaya yüz tuttu. Jeotermalle kanserin arttığını söyleyen AYÇEP yetkilisi Atalay Özdemir, ‘Aydın’da Azrail’in adı jeotermal’ derken, köylüler; ‘toprağımızı bırakmayacağız’ diyor

Aydın’ın Efeler ilçesine bağlı Umurlu ve Musluca mahalleleri arasına köylülerden habersiz yapılan ölçümün ardından var olan jeotermal enerji santraline bir yenisi ekleniyor. İncir ve zeytin üreticiliğinin yanı sıra sebze üretimi ile geçinen bölge sakinleri, duruma tepkili. Jeotermal enerji santrallerinin tarım topraklarını verimsizleştirme, üretilen ürünün kalitesini düşürmenin yanında yaydığı ağır koku nedeniyle de çevresindeki canlılara yaşanmaz bir ortam yaratmasından kaynaklı tepkilere neden oluyor.

‘Topraklarımızı vermeyeceğiz’

Jeotermal kuyularından çıkartılan kaynar suyun, yeraltına geri verilmeyerek, buhar veya su formunda doğaya bırakılması, özellikle tarım arazilerinde çalışan kadınlar tarafından endişeyle karşılanıyor. Küçüklüğünden beri Musulca köyünde yaşayan ve geçimini çiftçilik yaparak kazanan 62 yaşındaki Nimet Güleç, “Biz kanser olmak istemiyoruz. Kanserli köy diye anılmak istemiyoruz” dedi. Güleç, geçimlerini bu topraklardan sağladıklarını ve topraklarını vermeyeceklerini söyledi.

‘Gözleri tarlalarımızda’

52 yaşındaki Necla Çul da, topraklarından düzenli bir şekilde verim almak istediklerini aktardı. Santrali yapanların gözlerinin kendilerine ait bir avuç tarlada olduğunu dile getiren Çul, “Benim de çoluğum-çocuğum var. Bizim kimse gibi saraylarımız yok, zengin değiliz. Onların anlayışı gelip jeotermal yapacaklar gidecekler, biz kalacağız, istemiyoruz. Hayvanları otlatıyoruz. Hayvanlarımız zehirli otlar yiyor. Biz hep aç kalıyoruz. Kazandıklarımızı satıp ihtiyaçlarımızı anca alıyoruz” dedi. Çul, santral yapılması karşısında meydanları boş bırakmayacaklarını söyledi.

‘15 adet JES var’

Aydın Çevre Kültür Derneği (AYÇEP) Yönetim Kurulu Üyesi Atalay Özdemir de, jeotermallerde bulunan akışkanların ve ağır metallerin derelere bırakıldığını belirtildi. Zeytin, incir, üzüm ve kestane üretiminde düşüş yaşandığını belirten Özdemir, “JES yüzünden derelerimiz kuruyor. Bu JES’in derelere bıraktığı akışkanlar yüzünden suyunu içen hayvanlarımızın, kuşlarımızın yaşam hakkı ellerinden alınıyor. Aydın’ın en güzel nehri Menderes Nehri iken, şimdi ise en kötü ve en pis nehir olma yolunda ilerliyor. Jeotermallerden hava yolu ile bulaşan gazlar, Aydın halkını hasta etmiş durumda. Şunu diyebiliriz; ‘Aydın’da Azrail’in adı jeotermal’. Aydın kanser vakaların en fazla olduğu illerden bir tanesidir. Bu nedenle yeni santrallere karşı mücadelemizi vereceğiz. Şu ana kadar 15 adet aktif JES var. En büyük sıkıntımız Valilik eli ile ‘ÇED raporları gerekli değildir’ yönünde kararlarla bu santrallerin kurulmasına izin verilmesi.”

Ruken Demir/Aydın-dihaber