Bizi takip edin

Hak İhlalleri

Özben: Polis eşimin kaçırıldığını biliyordu

->

-> 4

15 Temmuz darbe girişimi sonrası yüzlerce kişi gözaltına alınıp tutuklanırken, 11 kişinin ise kaçırıldığı iddia edilerek, bu 11 kişinin devletin kritik kademelerinde görev yaptığı 15 Temmuz’dan sonra ihraç edilmiş ve haklarında soruşturma açılmış kişilerden oluştuğu belirtilmişti. 11 kişiden avukat Mustafa Özben’in eşi Emine Özben, dihaber’e konuştu.

3 kişi kaçırdı

Eşinin Ankara Barosu’da avukatlık yaptığını ve Turgut Özel Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştığını belirten Özben, eşinin 9 Mayıs’ta kızını okula bırakmak için gittiğini, ardından bir marketten alışveriş yaptıktan sonra park ettiği aracına doğru ilerlerken 3 kişi tarafından kaçırıldığını söyledi. Özben, eşi kaçırıldıktan sonra olayın geçtiği yerde esanflar ve görgü tanıklarıyla konuştuğunu ve ulaştığı kimi iddialar için suç duyurusunda bulunduklarını söyledi. Olaydan iki gün sonra bir numaradan arandığını, telefondakinin eşi olduğunu belirten Özben, “Annesini, babasını, bizi sordu, sevdiğini söyledi, sonraki söylediği şeyleri tam anlayamadan telefon kapandı. Sesi iyi gelmiyordu, çok tedirgindi ve titriyordu” dedi.

‘İkna olmadılar’

Eşinin kaçırılmasının ardından emniyete “kayıp” ilanında bulunduğunu belirten Özben, “Polis, eşimin kaçırıldığına ikna olmuyordu. Sonra bana ‘Eşin aranıyor’ dediler, ilk defa duymuştum. ‘Yasal gözaltı yerine kaçırma planı mı yapıldı” dediklerini aktardı. Polisin kaçırılma iddiasına dair hiçbir şey yapmadığı için kendi imkanlarıyla araştırma yapmaya başladıklarını belirten Özben, olay yerine gidip esnaf ve görgü tanıklarıyla konuştuğunda polisin ihbar üzerine aynı gün olay yerine geldiği ve çevredeki kişileri Mustafa Özben’in açık kimliğini vererek, “O kişi FETÖ’den aranıyordu” dediği iddialarıyla karşılaştığını aktardı.

Önce gördüklerini söylediler sonra…

Özben, “Eşim kaçırıldıktan sonra polise gittiğimde, polis zaten benim eşimin kaçırıldığını, açık kimlik bilgilerini ve olay yerini biliyordu” dedi. Özben, 10 Mayıs’tan sonra görüştüğü görgü tanıklarının eşinin eşkalini vererek kaçırıldığını gördüğünü ancak, “Bir kaç gün sonra olay yerine gittiğimde polisler vardı. Daha sonra esnaflarla yine görüştüm ama ‘Biz bir şey bilmiyoruz’ dediler” diye konuştu.

‘Zorla bindirildiğini gördüm’

Özben’in kaçırıldığını gören bir beyaz eşya dükkanı işleten E.A. adlı esnafın, bir kişinin kaçırıldığına dair polise ifade verdiği öğrenilirken, E.A.’nın ifadesinde şunlar yer aldı: “Arabamı evimin önüne çektim. Eve çıkarken elinde poşetli bir şahsı siyah koyu renkli Transporter marka olan araca itilerek bindirildiğini gördüm. Birisi polisi aradı ama kim aradı bilmiyorum. Polis geldi, aynı bilgileri onlara verdim” dedi. Ancak avukatlar ve Özben’e göre, E.A.’nın ifadesi tutanaklara yeteri kadar yansımadı ve E.A. ile görüştüklerinde daha ayrıntılı bilgiler aldıklarını söyledi.

Kameralar incelenmeli

Savcılığa suç duyurusunda bulunan Özben, eşinin kaçırıldığı güzergahları gören onlarca kamera olduğunu ancak bunların hiçbirinin etkili soruşturulmadığını söyledi. Aile avukatları, görüntülerin incelenmesi, kendilerini arayan numaranın kime ait olduğu, Özben’in cep telefonundan en son nerede sinyal alındığı, olaya karışan siyah Transporter aracın kimlere ait olduğunun tespit edilmesi ve tanıkların ifadelerine başvurulması taleplerini Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletti.

Kaçırılma olayını Meclis’e taşıyan vekillerden CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise, “Çok açık şekilde zorla kaybedilme vakası, Ankara’nın merkezinde kamu gücünü kullanan kişiler tarafından kaçırılmış. Bu yöntem 80’li, 90’lı yıllarda kullanıldı. Devletin yeni sahipleri, devletin eski yöntemini kullanıyor” dedi.

Deniz Nazlım/Ankara-dihaber