Bizi takip edin

Köşe yazarları

Yeni bir çağın eşiğinde

->

-> 10

Kendisini, kendisinin dışına çıkaramayanın peşinden gitmeyin. Kendisine, kendisinin dışında seslenmeyene hiç ama hiç güvenmeyin. Öfkeli beddualarına, kışkırtıcı saplantılarına, tahrip gücü yüksek yakınlıklarına aldırmayın; yaşadığı gibi konuşmayanın, yaşayacağınızı vaat ettiği hiçbir şeyi size yaşatma gibi bir önceliği olmayacağını unutmayın. Yükümlülüğünüz yok artık; çünkü bu çağın öncüsü bir dalavereci, ermişi bir sahtekar, peygamberi bir asalak. İzleyicisi olmadıysanız, hala bir seçeneğiniz var demektir. Gülümseyip ve kurtarıcılarınızın sunduklarına gözlerinizi, sözlerine kulaklarınızı kapatın; sizi kendi kendinizin kurtarıcısı yapamayacağına göre sunduklarıyla varlığınızı, söyledikleriyle sadece aklınızı bulandırıyordur. Kendi zamanın içinden konuşanın gerçekçiliğine kapılmayın; gerçek, asla düşlediğinizi duyuracak bir erdemin doğrulayıcısı olmayacak. Kim, onayladığı halde gerçeği gerçek dışı tutkularla süslüyorsa bilin ki, ilk o odur sizi kıskıvrak bağlayan zincirlere durmadan yeni halkalar ekleyecek olan.

Kendisini menfaatinin dışına sürmeyenle baştan çıkmayın; o gölgeliklere çekilirken siz onun kürediği alevler içinde kalırsınız. Başkasının hesabına hesapsızca baştan çıkmak, öznelleşmiş bir yitikliğin ve nerede duracağı belirsiz bir yıkımın, herkese bulaşmaya yatkın tedirginliğinin genel karşılığıdır. Başkasının derdinden geçinirken kendi derdini unutmuş gibi yapanın yaptıklarını küçümsemeyin; o dünkü acıların yapılandırıcısı, bugünkü çöküşün tasarlayıcısı, yarının çokça övülmüş sefaletinin dökülmüş kılığıdır. Yılgınlığın cömertliği bir özgürlükten kefil olmasını isteyebileceğiniz tek bir gerçek: Bu çağın değer eğrisi hile, yaşayanı da kendi ihanetinin kalıntısı. Herkesin adına yüksek sesle konuşanların yavanlıkları, herkesin budalalıklarının mazeretine dönüştüğü yerde bıkıp usanmadan yineleyeceğiniz aynı sözler: Bu çağın inanmışı rüşvetçi, öncüsü müteahhit, alimi rehineci, yazarı tacir, şairi ise meteliğe ruhunu bırakan bir dilenci.

Kendisini, kendi çıkarının kara görgüsü dışında tarif edemeyene sırtınızı dayamayın; çünkü sizin için buğulanmış gibi görünen o bakışların kavrayabileceği, kendisi dışında hiçbir varlık, hiçbir tutku ya da hiçbir acı bulunmayacak. Zihin berraklığını vermeyen ama estetik şoku tetiklemeye yarayan, hayali bahçelere yayılmış kilimler gibi kendi ruhunun yoksunluklarını, zihninin kuraklıklarını önünüze serenlere yüreğinizin kapılarını açmayın. Kendi değeriyle sizin bahtsızlıklarınız arasındaki ilişkiyi gizleyen tüm o geç dönem kurnazlarını geçin; takıntılarınızın hanedan armaları olan görüntü dünyasının bu saygın imgelerinin kurulu rüyasında sizi bekleyen hiç bir mekan sefahati, hiç bir sonsuzluk manzarası yoktur. Hayatı sözüne tanıklık edemeyecek olan bu uyuşuk ruhların değeri, ancak içine katılmış yalanın yoğunluk derecesiyle solunabilir olan bir hayatın, bir insanda uyandırabileceği bütün o noksanlıkların karşılığı olabilir.

Sevilenin seveni, babanın çocuğu, ihbar ettiği, önüne gelenin ötekini sırtından bıçakladığı yeni bir çağın şafağında, kendisini bu karanlığın ve her şeyin dışına sürmeyen, başka bir çağın ve zamanın içinden seslenmeyen hiçbir vaizin taşkın coşkusu başınızı döndürmesin. İnsanın insanlığın zararına varlığını sürdürdüğü, hırsları imkanlarının ve yeteneğinin gerisinde kalmış, yozlaşmış bir kibrin biçimlendirdiği bu kendine hayıflanma çağının eşiğinde, bir başınıza kaldığınızı anlayın. Göz ardı edilmiş herhangi bir inceliği bildirmek uğruna hayatı yalnızca nezaketen kabul etmiş o büyük ruhlar çekip gideli toprak aynı toprak, gökyüzü aynı gökyüzü değil. Bu çağın dindarı tutkulu bir günahkar, kurtarıcısı bir hain, peygamberi açık kapıları gözleyen bir hırsız, tanrısı da artık yalanın doğrulayıcısı sürçüp duran bir lisan. Varlığın özgün, ayrımlaşmamış birliğinin sükunetle ışık saçtığı o büyülü zamanlar geride kaldı. Ahmakça ihtirasların olası her koreografiyi kuşatıp tanımladığı, kendi çaresizliğinin kristalleşmeleriyle içi boş, ama sarsıcı büyüklükler biçiminde görüntüsünü düşüren o aldatıcı ağırlıklar altında ezilmeyi reddedin. Görünüş zihninizi bulandırmasın; “yeterli yoğunluğa ulaştığında taşın içerisine sıkışmış bir damla su granitten bir kayayı boydan boya yarabilir.” Bu da sizin inancınız olsun.