Bizi takip edin

Köşe yazarları

‘Ankara’dan Edirne’ye kadar’ yürü ‘Edirne’den Kars’a kadar’ bölünme

->

-> 22

Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü”ne “eleştirel destek”…

Doğrusu da bu…

Çünkü böyle bir “eleştirel destek” yerine, “kayıtsız şartsız destek” vermenin riskleri çok büyük.

Örneğin eğer bizler, “Enis Berberoğlu yarın bırakılırsa, ‘adalet’ yürüyüşü o gün sona erecek mi, yoksa Edirne’ye kadar devam mı edecek?” diye sormasak, bu yönde eleştiriler sonuç verir miydi?

Bu eleştirilerin sonucunda, hem bizzat Kılıçdaroğlu ve pek çok CHP’li yetkili, “Adalet Yürüyüşü’nün” yalnızca Berberoğlu için yapılmadığını, tüm tutuklu vekiller ve gazeteciler için yüründüğünü peş peşe dile getirdiler.

Berberoğlu dışındaki tutuklu vekiller, malum, HDP’li vekiller.

Demek ki, “Adalet Yürüyüşü” aynı zamanda HDP’li vekillerin “özgürlüğü” için de yapılıyor.

Bu sonuca varılmış olması çok iyi. “Hayır” cephesinin tüm bileşenleri şu anda “Adalet” talebinde birleşmiş gibi görünüyorlar. Yürüyen CHP’lilerle HDP’liler, Saadet Partililerle MHP muhalifleri, bunların tümüyle AKP’li kimi muhalifler “adalet” istiyor.

“Hayır cephesini” 2019 seçimlerine kadar “beklemede” tutmak çok büyük bir “hata” olur. Çünkü “hayırcılar” bu seçimlere kadar parçalanır, tasfiye edilir, hapse atılır.

“Hayır” diyen HDP’nin büyük bir bölümü şu anda hapiste. Cumhuriyet ve Sözcü çalışanları da. MHP muhalifleri “tehdit”altında… Sıra CHP’ye geldi; Berberoğlu hapse atıldı. AKP’nin başı “savcı sizi bir yerlere çağırırsa şaşırmayın” diyerek Kılıçdaroğlu’na “tutuklama sopasını” gösterdi. Hem de “darbecilerden farkınız yok” diyerek. Havuz medyası CHP’yi “FETÖ’nün siyasi ayağı” ilan ediyor bile…

Demek ki, 2019’u “beklemek” siyaseten intihar etmeye eşit. 20 Temmuz’da OHAL ilanını “darbe” olarak niteler ve tüm dünyaya “Türkiye diktatörlük altında” diye seslenirken, 2019’da “diktatörlüğü seçimle sona erdirme” hayalini yaymak, aklın alacağı iş olmaz. Ortada henüz OHAL ve KHK yokken, 7 Haziran seçim sonuçlarına karşı darbe yapan, referandumda yenildiği halde “galip” gelen Erdoğan rejimi, şimdi eline geçirdiği yetkilerle 2019 seçimlerini, eğer muhalefet “beklerse” mutlak bir çoğunlukla kazanır.

O nedenle “TBMM’de oturmak” yerine, “sokakta yürümek” en doğru muhalefet biçimidir.

Sorun şurada:

Eğer “Adalet Yürüyüşü”, asli amacı olan “herkes için adalet” hedefine varmadan, örneğin Berberoğlu’nun “tahliyesi” ile birlikte sona erdirilirse, bilelim ki, bu CHP’nin milyonlarca seçmenini derin bir hayal kırıklığına sürükler ve kitlenin “enerjisi”, tıpkı referandum gecesi nasıl “gemlendiyse” o şekilde gemlenir ve “ana muhalefet” tabanı 2019 seçimlerini “bekleme” durumuna mahkum olur.

O nedenle Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet yazarı Aslı Aydıntaşbaş’ın şu satırlarını, ilk molada büyük bir dikkatle okumalı.

“CHP’nin artık kendi kitlesi ötesinde, yüzde 50’nin “oyun kurucu” gücü haline gelmesi, bunu yapabilmek için de ‘HDP meselesiyle’ yüzleşebilmesi gerekiyor. ‘HDP meselesi’, CHP’nin kendi kendine sorun ettiği bir konu. Ne taban ne de milletvekilleri için sorun değil; ama genel merkez bu konuda ürkek. Yandaş medyadan gelen 3 tweet ve 4 internet manşetiyle kilitlenebiliyorlar. Şu zamana kadar HDP varlığını bile yok saydılar. Artık bu durumun değişmesi gerekiyor.

Adalet Yürüyüşü, doğru başlangıç. İkinci adım, 2019 için demokrasi cephesi olmalı. Burada da yol, Maltepe değil Edirne’ye uzanıyor…”

Son derecede isabetli…

Kılıçdaroğlu, CHP’yi “Yenikapı’da” Erdoğan’ın “kuyruğuna takan” yaklaşımdan, “asıl darbe Erdoğan’ın OHAL darbesi” diyerek, yüzde elli oranında kurtardı: Bu saptamadan sonra, artık “ikinci bir Yeni Kapı” olamaz. “FETÖ’ye karşı Erdoğan’la dayanışma”ya artık tek bir CHP’li “evet” demez.

“Erdoğan kuyrukçuluğunun” yüzde 50’si böyle aşılmış olmakla birlikte, o “kuyrukçuluğun” yüzde 50’si hala yerli yerinde duruyor.

CHP “bölücü teröre karşı Erdoğan’ın peşinden sürüklenmekten” yakasını bir türlü kurtaramıyor. Bundan kurtulması için, Aslı Aydıntaşbaş’ın dediği gibi, “HDP meselesiyle yüzleşmesi” gerekiyor.

“Darbenin de, savaşın da sorumlusu Erdoğan rejimidir, darbeye karşı Adalet ve demokrasi, savaşa karşı barış” dedin mi, yolun artık “açık olur”…

20“Adalet Edirne’ye kadar” sloganı bize her şeyi anlatıyor.