Bizi takip edin

Köşe yazarları

KDP’nin yaman çelişkileri

->

-> 40

 

Güney Kürdistan’da bu yazı yayınlandığında bir referandum yapılmış olacak. Referandum, farklı halkların, toplulukların, kimliklerin, hatta demokrasilerde şehirlerin ve kasabaların doğal hakkıdır. Ancak bir referanduma hayır demek ya da boykot etmek de o halkın ve şehrin hakkıdır. Bu açıdan Irak’ta Kürtlerin yapacağı referanduma Türkiye ve İran’ın tepki göstermesi kabul edilemez; Kürt düşmanlığıdır. Tabii ki, Kürtler içinde referanduma karşı çıkmalar ya da boykot etmeler evet demeleri kadar haklarıdır. Hatta Irak halklarının, toplulukların, siyasi partilerinin ve güçlerinin de referandum daha iyi siyasi, ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğurmaz diye karşı çıkmaları da anlaşılır bir durumdur. Iraklılar, bu referandum sizin demokratik hakkınız olabilir, ama Kürtlerle diğer halkların birlik içinde yaşaması daha doğrudur diyebilirler. Tabii bu söylemleri Irak’ın demokratikleşmesini savundukları takdirde bir anlam taşır.

Kürtler ise, bu referandumu sorgulamalıdırlar. Güney Kürdistan’daki referandum hangi amaç, hangi ihtiyaç ve hangi nedenle ortaya çıkmıştır? KDP ile diğer siyasal partiler arasında birlik yokken, Güney Kürdistan Federe Meclisi bile kapalı tutulmuşken, birçok partiyle kavgalıyken, Bakurê Kurdîstan ve Rojavaye Kurdîstan halklarının özgürlük mücadelesinin karşısında yer alırken bu referandum nasıl gündeme getirildi?  Ya da böyle bir durumda referandumu gündeme getirmek ne kadar doğrudur? Zaten Başurê Kurdîstan’daki siyasi partilerin önemli bir bölümü ve halkın bir kısmı bu referandumu zamansız bularak doğru görmemiştir.

Referandum kararıyla birlikte Başurê Kurdîstan’da referandumun Kürdistan halkının çıkarları açısından değil, KDP’nin kendi siyasi sıkışıklığını gidermek için gündeme getirildiği tartışması yapılmıştır. Çünkü ulusal birlik sağlanmadan ve meclis çalıştırılmadan yapılan bir referandum başka bir anlama gelmemektedir. Öte yandan referandumu gündeme getirdikten sonra sadece bölge ülkelerinin karşı çıkması değil, diğer uluslararası güçlerin, hatta Birleşmiş Milletlerin bile referandumu zamansız görmesi, hazırlıksızlığın açık ifadesidir. Referandum, Kürtlerin pozisyonunu güçlendirecek midir? Bu referandumla Güney Kürdistan’da Kürtlerin pozisyonunu güçlenmiş mi, sorusunun cevabı tartışmalıdır. Hatta pozisyonlarının zayıflama durumu ortaya çıkabilir. Çünkü referandum öncesi Güney Kürdistan hiçbir devletin davranmadığı kadar bağımsız davranıyordu. Bu referandum bu bağımsız davranmayı güçlendirecek mi, yoksa zayıflatacak mı? Şu andaki durum güçlendirmeyeceğini gösteriyor.

Öte yandan KDP bağımsızlığı ve Kürtleri düşünmeyen bir siyaset izlemektedir. Bugüne kadar Kürtleri değil, parti çıkarlarını düşünmüştür. Kuzey Kürdistan’da HDPyi değil, AKP’yi desteklemiştir. Bu kesindir. Sadece seçimlerde değil, AKP iktidarının Kürtlere yönelik yürüttüğü savaşta da Kürtlerden yana olmamıştır. Şehirler yakılıp yıkılırken AKP’ye bir tutum almamıştır. Halkın kendi kendini yönetme iradesini desteklememiş, hatta böyle bir irade ortaya koyduğu için Kürt halkını ve Özgürlük Hareketini suçlamıştır. Kuzey Kürdistan’da Kürt halkının Demokratik Özerklik direnişi yanında olmayan KDP’nin bağımsızlıkçı zihniyet ve tutumda olduğu ne kadar inandırıcıdır?

Rojava’da Kürtler Demokratik Özerklik ve federasyon için mücadele ederken KDP Rojava devrimini boğmak isteyen Türk devletiyle ortak davranmıştır. Hatta KDP’ye bağlı ENKS denen grup Türkiye’yi bir üs olarak kullanmıştır. Rojavayê Kurdîstan’ın özgür ve demokratik yaşamına karşı çıkan ve Rojava Devriminin düşmanı yanında yer alan KDP’nin bağımsızlıkçı olduğu ne kadar inandırıcı olur? KDP’nin Rojava’ya ambargo uygulamada öncü olması, nasıl bir bağımsızlıkçı olduğunu gözler önüne sermektedir. Zaten referandumu da Kürtlerin özgür ve bağımsız iradeleriyle yaşaması için değil de partisinin belirli alanlarda hakim olması için istemektedir. Kaldı ki referandumdan bir gün önce Barzani’nin yaptığı basın toplantısında ortaya konulan söylemler referandumun bir politik şantaj ve partisinin pozisyonunu güçlendirmek için yapıldığını açıkça ortaya koymuştur.

Ben bağımsızlık referandumu yapacağım derken, Şengal’deki özerk yönetimi ve demokratik özerk Şengal’in özerk güçlerine saldırması KDP’nin karakterini ortaya koymaktadır. Rojava Devrimini düşman gören, Şengal özerkliğine düşmanlık yapan, Türkiye’de HDP’yi değil, ama AKP’yi destekleyen KDP’nin tutumu bağımsızlıkçı olamaz. Şu anda Güney Kürdistan Türkiye’nin işgali altındadır. Buna karşı bir tutum gösterilmediği gibi, basın toplantısında Türkiye’nin tanklarını, toplarını görmüyorum diyerek bu işgali meşrulaştırmıştır. Türkiye, Güney Kürdistan sınırları içinde yerleşim yerlerini bombalıyor, ama KDP Türkiye’nin bu katliamlarına ses çıkarmıyor. Böyle iradesiz ya da Kürt düşmanlarıyla ittifak yapan KDP’nin yapacağı referandum Kürtlere ne kadar hayır getirir?

KDP, Kürtlerin desteğini istiyor. KDP’ye, sen önce Kürt düşmanlarıyla ilişkini kes, Rojava Devrimi ve Kuzey Kürdistan halkının mücadelesinin yanında ol, derler.