Köşe yazarları

İdlib ve Vize Krizi


Türkiye yönünü iyice kaybetti. Rusya-Suriye-İran-Hizbullah ile birlikte, tarım-zeytin kenti İdlib’e operasyon başlattı. (7 Ekim 2017) Hükümet medyası Efrin’e girileceğini ve Hatay-İdlib-Şehba koridoru açılacağını yazıp durdu, “Bugün İdlib, yarın Afrin” gibi manşetler attı.

Bir ülkeye operasyon ancak BMGK kararı gerekirken, uluslararası hukuk umursanmadı. Harekat, Tahrir El Şam’a (HTŞ/ eski adı El Nusra) karşı olarak kodlandı. Ancak Tahrir El Şam’la görüşme-uzlaşma sağlandı. Bükülmez köyü’nün karşısı Atme’yi, Cilvegözü Sınır Kapısı’nın karşısı Bab-Al Hava çevresini HTŞ tutuyordu. TSK ve Şehba’dan taşınan ÖSO birlikleri, HTŞ eskortluğunda ilerleyip Ahrar-u Şam bölgesine geçti ve Salwa, Zaritah, Berekat Dağı, Qaturah, Efrin-Basufanê Köyü’nün karşısındaki Darrat İzza -Dayr Siman bölgesine konuşlandı. 14 Ekim’de HTŞ Atme’den Darrat İzza’ye kadar olan alanı ,çatışmadan TSK’ye bıraktı. Rusya havadan, güneyden de Suriye-İran-Hizbullah kenti ablukaya aldı. İran Devrim Muhafızları ve bağlı Haşdi Şabi de Kerkük’e 70 km mesafedeki Tuzhurmatu’da, Peşmergeye saldırdı, Peşmerge’nin Kerkük’ten çıkması için 48 saat verildi. Bağdat da havalanının, karargahların boşaltılıp, 2014 sınırlarına çekilmesini içeren 6 maddelik ültimatom verdi. (13-14 Ekim) Diğer grupların HTŞ’den koparılması planı ve Rusya’nın “yok etme” planı olduğundan, ilk fırsatta HTŞ saldırıya geçecek. Hama’ya sürülmeye çalışılacak ancak orda IŞİD de var. İdlib dağlık olduğundan çatışmalar uzun sürer. Efrin’i (Afrin) işgal planı ise hayal gazı. Çünkü ikinci Kobane direnişi ve farklı fayların kırılmasından korkuyorlar. Nasıl oldu da “terör devleti ve terörist” ilan edilen Suriye-Esad ile aynı safta savaşacak noktaya gelindi? Kim ne hedefliyor?

* Erdoğan-TSK, Efrin’i ablukaya alıp nefessiz bırakmak, kanton birleşmesi ve Federasyonun genişlemesine set çekmek, belediye ve kanton seçimlerini önlemek istedi. Erdoğan, Rakka ve Dera Zor hamlelerini yapan Rojava güçlerinin Arap ittifakını genişletip İdlib’e yöneleceklerini düşünerek, ön almak istedi. Erdoğan-Bahçeli, Federe Kürdistan referandumu sonrası çıtayı yüksek tutup savaş başlatma, vana kapatma tehdidi savurup yapamayınca, ırkçı-dinci kesimi yatıştırmak için önlerine İdlib kazanı koydu.

* Halep ve Lübnan’a bağlı Arsal, Ra’s Baalbek’ten, Lübnan sınırındaki Batı Kalamun’dan IŞİD ve HTŞ Rusya-İran-Baas’ın refakatinde otobüslerle İdlib, Dera Zor, Cerablus’a taşınmıştı. Risk azalacak, imha kolaylaşacaktı. Rusya, İdlib’de de ihaleyi TSK’ya verdi.

* Rusya, Dera Zor hamlesinden rahatsızdı, Türkiye üzerinden gözdağı verip Kürtleri Şam ile işbirliğine itmek istiyordu. Yine Doğu Akdeniz doğalgaz denklemini kontrol etmek, Cenevre masasında ağırlığının artmasını istiyordu. Tampon, Türkiye’yi ABD’den soğutmak adına da yol verdi. Rusya Lazkiye ve Tartus üslerinin güvenliği adına tüm grupları temizlemeden durmayacak.

* AKP, Cenevre müzakre masasında sözü dinlenir diye, Baas-İran’a kara gücü oldu, ancak Rusya, yol temizletip kenti Esad’a bıraktıracak. Erdoğan’ın harekattan sonra Kiev’e gidip Ukrayna’ya Kırım desteği vermesini not eden Rusya, Türkiye’yi Fırat Kalkanı bölgesinden de çıkaracak.

* Rojava’ya sorduğumda, HTŞ içindeki gruplardan yeni bir oluşum çıkarılmaya çalışıldığı belirtildi. Efrin’e saldırının “farklı bir savaş denklemi” anlamına geleceği vurgulandı. Rusya’nın Türkiye’ye yol vermesi şu şekilde yorumlandı: “Türkiye asıl aktör değil, Rusya kullanıyor. Türkiye’yi Kürtlere karşı bir baskı aracı olarak kullanıyor. Rusya İdlib üzerinden otonomi dayatıyor. Kabul etmezseniz Türkiye eliyle döveriz demek istedi Rusya.”

Vize İdlib’in de hesabıdır

ABD’nin Türkiye’ye diplomatik dahil tüm vizeleri yasaklaması (8 Ekim 2017), İdlib vb konularda hesap sormadır. ABD konsolosluklarındaki Türkiye vatandaşı bazı çalışanları, Gülen cemaatiyle bağlantı gerekçesiyle tutuklama kararı, sadece görüntü. AKP üst yönetiminin büyük kısmı cemaatle bağlantılıyken, konsolosluktakileri Gülenci-darbe bağlantısı gerekçesiyle tutuklamaz. Tutuklama Reza Zarrab-Zafer Çağlayan dosyasının genişlememesi, Erdoğan’ın korumaları hakkındaki tutuklama ve korumalara silah satışı yasağının kaldırılması içindi. Yasak beklemiyordu. Olan şu: ABD, Türkiye’nin İdlib’de Şam’la kucaklaşmasına yanıt verdi. ABD-İsrail, İran’ın Akdeniz’e inmesine karşı durmaya çalışıyor. Federe Kürdistan referandumu krizinde Türkiye’nin İran’la ittifakı derinleştirmesine; İran’a genelkurmay ve cumhurbaşkanının gidip anlaşmalar yapmasına cevap verdiler. Yine “Rusya ile S-400 ve S-500 pazarlığını ilerletme” mesajıdır. ABD, Kıbrıs Savaşı’nda da silah ambargosu koymuştu, ancak bu doğrudan orduyu etkiliyordu. Vize ise, milyonlarca sivilin hayatına doğrudan dokunduğundan iktidar sarsıldı. Soru şu; Ankara’nın umut bağladığı Haşdi Şabi, Kerkük yakınından gerisingeri çekilecektir, İran, üniter sisteminin tarih sahnesinden kalkması uzak değil. Ankara, anti-Kürt politikada ısrar edip iflah olmaz şekilde güçler arasında pinpon topu olmayı sürdürecek mi ,yoksa Kürtlere barışacak mı?