Köşe yazarları

Mendil sallama talimatı kimden?


Bildiğiniz üzere, devletin işgal sevdası son zamanlarda bindik bir alamete gidiyor kıyamete. Dış siyasette olabilecek en “dış” konuma gelen ilgili merciler, aslında olayın öyle olmadığını, tam tersine çok güçlü olduklarını, bilmem en ne döneminden geçtiğini, Ortadoğu’nun kaderi onların güvenlik anlayışının elinde olduğunu söylüyor. Falan da filan! Ama biliyorsunuz hayaller Paris, gerçekler Bab!

Dünyaya kafa kaldırdığını, yedi dümende at koşturduğunu iddia edenler, gerçekte neyle mücadele ediyor? Geçenlerde, “etkisiz hale getirildi” diye bir haber gördüm. Acep nedir derken, meğerse bir düğün konvoyundaki sarı-kırmızı-yeşil renklerine yönelik operasyonmuş!

İşte bu ciddi bir mesele! Gerçekten bu ülkenin gerçek bir mücadele alanı! Uğraş verdiği esas uzmanlık alanı bu. Bakmayın Somali, Orta Asya devletleri, yok Bab ve İdlib şeysine; oradakilerin de aklı, kesinkes düğündeki sarı kırmızı yeşil renklerdedir!

Acep imha edildiler mi edilmediler mi? Acep ülkenin birlik bütünlüğü korundu mu korunmadı mı? Tüm mesele bu yani…
Devletin bu üç renk ile mücadelesi Göktürk’lere falan dayanıyordur. Bumin Kağan’ın ilk seferini, bir Kürt çadırına asılan bu üç renge yaptığını biliyoruz. Hulagü Han da geri kalmamış, o da şey etmiş!

Güncelde ne tür gelişmeler yaşanıyor acep?

Bir de ona bakalım…

**

“Diyarbakır’da çevreyolu refüjüne ekilen sarı ve kırmızı laleler yeşil, sarı, kırmızı görüntü ortaya çıkarınca, sarı laleler biçildi…”

Doksanlarda tüm hıncını trafik ışıklarından alan akıl, şimdi orta refüje takmış. Işığı geçip refüje gelmiş. Ne kadar büyük ilerleme değil mi?

Kaldırılan sarı laleye ulaşmaya çalıştım, acep ne düşünüyor diye. Dağkapı Meydanı’nın orda buldum! Sordum sarı çiçeğe, annen baban var mıdır? “Çiçek eydür derviş baba, annem babam topraktır” dedi. Aslen Kulp’lu imiş. Badıkan aşiretinden… Bir de bazı akraba laleleri belediyede çalıştığı için fazla konuşamayacağını ifade etti.

**

“Mardin’deki bir düğünde sarı, kırmızı, yeşil renkli şal sallayan ve aralarında damat ile babasının da bulunduğu 5 sanığa, terör örgütünün propagandasını yaptıkları gerekçesiyle 1’er yıl hapis cezası verildi. Mahkeme ayrıca, 5 sanık için 1 yıl boyunca Mardin sınırları içinde düzenlenecek herhangi bir gösteriye katılmama cezası verdi.”

Hukuk denen garabetten beynin ön loblarını çıkarırsan, ortaya böyle kararlar çıkar. Damada ulaştım, mesele nedir diye. Damat açık konuştu: “Düğün gecesinde beni almaları provakasyondur. Babamı almaları yeterliydi, aile adına zaten o temsilen orada vardı.”

**

“Adana’da düğün konvoyunda sarı, kırmızı, yeşil mendil sallayan 2 kişi gözaltına alındı.”

Gözaltında Demirci Kawa’nın bu renkleri nereden bulduğu, mendilleri düğünde sallama talimatının kimden alındığı, mendil kullanarak ANF’ye girilip girilmediği de sorulanlar arasında. Sorgu hala devam ediyor sanırım…

Ayrıca; “Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki kadın tutuklular arasında, annesi ile birlikte kalan 3 yaşındaki Beritan Tosun’un tokalarının sarı, kırmızı ve yeşil renkte olduğu gerekçesiyle kendisinden alınmış.”

3 yaşındaki Beritan, resmen ülkeyi bölünmenin eşiğine getirmiş! Nasıl böyle bir şey yapar aklım almıyor!

Yine Adana’dan bir haber:
“Adana’da gözaltına alınan ve çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartı ile serbest bırakılan Reşit ve Murat Gökçe kardeşlerin evlerinde bulunan peştemal ile sarı, kırmızı ve yeşil bileklik savcılık tarafından suç delili olarak değerlendirildi.”

Sormuşlar neden sarı-kırmızı-yeşil bileklik takıyorsunuz?
Demişler “Taktıklarımdan pişman değilim! Aklım takamadıklarımda…”

**

Haber çok, son bir taneyle yetinelim. Cizre’den…
“Cizre’de bir bakkalda satılan sarı, yeşil ve kırmızı renkteki buzlaşlar (eskimo), işletmecinin başına ‘bela’ oldu. Devriye gezen polisler, bakkalı gözaltına almakla tehdit ederek, renklerin değiştirilmesini istedi.”

Yanlış anlaşılmasın! Burada devriye gezen polislerin derdi, tabiki Kürtlerle ilgisi olduğu için bu renklere kafayı takmadılar! Asla! Çünkü, “Kürtler bizim kardeşimiz”dir, biliyorsunuz… Filozof Nietzsche, bir değerlendirmesinde, “Devlet, soğuk canavarların en soğuğudur” der. İşte devriye polislerinin müdahale ettiği şey bu! Buzlaşları satan, bu söze atfen öyle şey etmektedir! Ama şükürler olsun ki, devletimizin gözünden böyle felsefik şeyler kaçmaz…

Hasılı, devlet çok meşgul. Ülkenin bütünlüğü düğün konvoyunda sallanan renklere düğümlenmiş. Bundan olsa gerek, geçen gün Konya’da bir düğün konvoyunda tabancalar, tüfekler, adını bilmediğim acayip silahlar sıkıp durdular. Kimse bir şey demedi. Devlet de görmedi. O ara meşguldü…