Köşe yazarları

RTÜK’te ne oldu?


Radyo Televizyon Üst Kurulu diye bir kurum var bu ülkede. Amacı radyo ve televizyon yayınlarında ‘faul’ yapanları ‘yakalayıp’ gereken cezaları vermek. Durumu futbol maçlarındaki hakeme benzetebilirsiniz mesela. Ancak verdiği cezalar bile hakeminki kadar etkili değil. Örneğin bir televizyona ceza veriliyor; ama ‘maç’ çoktan bitmiş ve olan biten yaşanmış. Yayın durdurma ya da belgesel yayınlama gibi bir ceza uygulansa da “atı alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor yani. Yine de, olabildiğince makul bir kurumdan söz ediyoruz.

RTÜK’ün her biri 6 yıllığa ‘seçilen’ 9 üyesi var. Anayasa’ya göre mecliste grubu bulunan siyasi partilerin sandalye oranına göre RTÜK’te üyelik hakkı bulunuyor. RTÜK üyeleri belirlenirken hangi partiye kaç üye düştüğü o partinin sandalye sayısına göre hesaplanıyor. Bağımsız adaylarla girilen 2011 seçimlerinde BDP, 35 vekille RTÜK’ten bir üyelik aldı. Yani normalde 28-30 arası vekili bulunan bir partiye 1 üyelik düşüyor.

7 Haziran 2016 seçimlerinde AKP meclis çoğunluğunu yitirdi. Bu arada, RTÜK’teki bir üyesinin görev süresi dolmuştu. Bu üyeliğin milletvekili sayısı 80’e yükselen HDP veya MHP’ye verilmesi gerekiyordu. En yaşlı üye olarak meclis başkanlığını yapan Deniz Baykal, her iki parti arasında kura çekimi yapacağını söylüyordu. (Nitekim böylesi bir durum daha da önce yaşanmış ve kura sonucuna göre seçim yapılmıştı)

Ancak 7 Haziran seçim sonuçlarının yeni hükümete yansımasını önlemek için yapılan ayak oyunlarında meclis de çalıştırılmadı ve Baykal sonrasında meclis başkanlığına seçilen zat için gayri meşru bir yol bulundu. AKP’li Meclis başkanı -kurayı ya HDP kazanırsa korkusuyla- kura çekimi yapmadı. HDP ve MHP adaylarını mecliste oylamaya sundular. AKP ve MHP oylarıyla MHP’nin adayı RTÜK’e seçildi. Sonuç şöyleydi: AKP, 4 üye; CHP, 2 üye; MHP 2 üye ve HDP 1 üye. Yani MHP ikna olduğunda, RTÜK’ten AKP aleyhine karar çıkabilir hale gelindi.

AKP için bu ‘korkunç’ durumun bir şekilde düzeltilmesi gerekiyordu. AKP ve CHP’nin birer üyesinin 6 yıllık süresi dolacaktı ve yerine yeni üyeler iki ay önceden (Temmuz 2017’de) seçilmeliydi. Üstelik meclis de açıktı. AKP, kendisinin mecliste çoğunluğu 1 Kasım 2016 seçimleriyle yeniden kazandığı için hem kendisinin hem de CHP’nin kontenjanını alması gerektiğini söyledi. Böylece RTÜK’te beş üyeyle çoğunluğu elde edecekti.

CHP, -haklı olarak- kendi kontenjanını AKP’ye vermedi. Bunun üzerine Temmuz’da yapılması gereken seçim yapılmadı ve RTÜK (Anayasa’ya aykırı olarak) üç ay boyunca 7 üyeyle çalıştı. Ancak bu arada, CHP ile yapılan gizli pazarlıkta, meclis sonbaharda yeniden açılınca, AKP “siz benim iki üyeme destek verirseniz, HDP kontenjanında olan bir üyeyi de size veririz” denildi ve bunu da CHP kabul etti.

Bu arada, MHP’nin iki üyesinin bire indirilebilmesi için yeni bir yasa söz konusu oldu. MHP’nin iki üyesi iki yıl önce seçilmişti ve daha dört yılları olduğu için dokunulamıyordu. Bu yüzden çıkarılacak bir yasayla üyelerin hepsinin sıfırdan seçilmesi önerildi. Elbette MHP, bu yasaya karşı çıktı. CHP, ısrarcı olmadı; çünkü zaten hakkı olan üyeyi sonbaharda HDP kontenjanından çalabilecekti. AKP, yeni yasadan vazgeçti böylece.

Meclis’te, 16 Ekim 2017 günü yapılan seçimlerde AKP’nin gösterdiği iki kişiyi ve CHP’nin gösterdiği bir kişiyi RTÜK’e üye olarak seçti. Ya HDP’nin görev süresi dolan kişinin yerine neden seçim yapılmadı? Oysa HDP’nin grubu var. Yani RTÜK üyesi hakkı devam ediyor. Anayasa çiğnendi, yasa çiğnendi. AKP ve liderinin Anayasa ve yasaları çiğneme konusundaki vukuatları biliniyor, peki ama CHP bunu niye yapıyor?

Sınır ötesi harekat için “evet” oyu verip; İdlip’ten gelen her şehidin sorumlusu olarak AKP’yi gösteren CHP yönetimi, ne kadar trajikomik duruma düştüyse, HDP’nin kontenjanında bulunan RTÜK üyeliğini AKP’nin önerisiyle gasp etmesinin de hesabını yarın halka verecektir, vermek zorunda kalacaktır…