Bizi takip edin

Haber

Sedye ile taşınan genç anlattı: O görüntüler kurguydu, kameralar kapanınca işkence başlıyordu

->

-> 777

Nusaybin’deki yasak esnasında çekilen ‘teslim olma’ görüntülerinde yer alan Dilber Tanrıkulu ve Semra Argiş gönderdikleri mektup ile yaşadıklarını aktardı. Görüntülerin kurgu olduğunu ifade eden Tanrıkulu ve Argiş, kameralar kapandıktan sonra yoğun işkenceye maruz kaldıklarını anlattı

Mêrdîn (Mardin)’in Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde YPS’nin silahlı güçlerini çektiğini açıklaması ardından güvenlik güçleri tarafından medyaya servis edilen “Teslim olma” görüntülerinde yer alan Dilber Tanrıkulu ve Semra Argiş bulundukları cezaevinden gönderdikleri mektupla o güne dair yaşadıklarını anlattı. Görüntülerin kurgu olduğunu belirten Tanrıkulu ve Argiş tutuklu bulundukları Mardin E Tipi Cezaevinden gönderdikleri mektupta yaşadıklarının görüntülerin tam aksi olduğunu kaydetti.

‘Sedye ile getirilen bendim’

Nusaybin’in Zeynel Abidin mahallesinde ikamet etiğini belirten Tanrıkulu, çatışmalar esnasında 62 kişi ile bir bodrumda kaldıklarını ifade etti. Oturdukları esnada bodruma top isabet ettiğini kaydeden Tanrıkulu, şarapnel parçaları ile bacağından yaralandığını vurguladı. Kan kaybetmeye başladığını dile getiren Tanrıkulu, “Çok susamıştım. Arkadaşlarım sadece dudaklarımı ıslatıyordu. 2 gün boyunca acılar içinde kaldıktan sonra 26 Mayıs 2016’da 42 kişi ile birlikte açılan koridordan güvenlik güçlerine doğru geldik. Yaralı olduğum için arkadaşlarım beni sedye üzerinde getirdi” dedi.

Tedavi bitmeden tutuklandı

Askerlerin kameralar önünde kendilerine kötü davranmadığını ifade eden Tanrıkulu, “Kameralar kapandığında beni sedye üzerinde taşıyan 2 özel harekat polisi beni sedyeyle birlikte yere attılar. Tampon ile duran kan akışım tekrar başladı. Bana ve diğer tüm arkadaşlara sürekli işkence yapıldı. Her geçen polis yüzüme tükürdü, tekme attı. Daha sonra ambulans geldi. Ancak darp ile alındığım ambulansta dahi, polis silahının dipçiği ile yarama bastırdı. Sağlıkçılar duruma müdahale yerine polis ile birlikte bana hakaret edip darp ettiler. Hastaneye götürülünceye kadar durdurulduğumuz her noktadaki polisler beni darp etti” dedi. Nusaybin Devlet Hastanesinde tedavi edilmeden Mardin Devlet Hastanesine götürüldüğünü belirten Tanrıkulu, 3 ay sonra tedavisi bitmeden gözaltına alınıp tutuklandığını söyledi.

‘Kameralar kapanınca işkence başlıyordu’

Semra Argiş ise, mahalleden çıkan ilk 25 kişilik grubun içerisinde olduğunu kaydetti. İlk çıktıkları esnada güvenlik güçlerinin kameralar önünde kendilerine iyi davrandığına dikkat çeken Argiş, kameralar kapandığında ise kendilerine yoğun hakaret ve işkence yapıldığını ifade etti. Özel harekât polislerinin elbiselerini çıkarmak istediğini belirten Argiş, “Ben soyunmaya karşı çıktığımda özel hareket timleri bana karşıdan bağırarak, ‘’gel biz seni soyarız burada’ diyorlardı. Sürekli küfür ediyorlardı. Erkek arkadaşlarımızın götürüldüğü yerde ise çığlık sesleri yükseliyordu” dedi.

‘Kadın polislerin yanında taciz edildik’

Daha sonra götürüldükleri Süleyman Bölünmez Lisesi’nde de işkenceye maruz kaldıklarını vurgulayan Argiş, “Kadın Özel Harekat polisleri de bize işkence uyguluyordu. Bizi işkenceyle zırhlı araçlara bindirdiler. Araçta erkek polisler bizi taciz etti. Tepki gösterdik. Ancak kadın polisler ses çıkarmamamız için bizi darp etti” dedi.

‘İşkence şikayetim takipsizlikle sonuçlandı’

Doktor sonrası emniyet müdürlüğüne götürüldüklerini belirten Argiş, “Burada kameralar önünde elbiselerimiz çıkarıldı. Avukatlarımız ile görüşmemize izin vermediler. Emniyet yanı sıra adliyeye sevk edildiğimizde de işkenceye maruz kaldık. Hakim karşısına çıktığımızda ayakta duracak halimiz kalmamıştı. Burada işkence uygulayan polislerden şikayetçi oldum. Ancak daha sonra bu şikayetim ‘hangi arabada götürüldükleri belli değil, kimin kötü muamele yaptığını tespit edemedik’ gerekçesiyle takipsizlik ile sonuçlandı” dedi.

‘Adil yagılama olmadan müebbet aldık’

İşkence altında alınan ifadelerle daha sonra kendilerine ağırlaştırılmış müebbet cezası verildiğini vurgulayan Argiş, “Hangi açıdan bakılırsa bakılsın, her yönüyle adil bir yargılama yapılmadı. Benimle birlikte 25 kişinin davası sonuçlandı. Genel itibariyle hepimizin davası ayrı ayrı görüldü. Dava sürecinde arkadaşlarımız işkence altında zorla ifade verdiklerini beyan etmelerine rağmen, hakimler tarafından hiç bir ifade alınmadı. Yüzleşme taleplerinin hepsi reddedildi” diye kaydetti.

HABER MERKEZİ