Bizi takip edin

Köşe yazarları

O güzel insanlar birer birer gidiyor

->

-> 295

1960’lı yıllardan bu yana sosyalist hareket saflarında yer alan, İstanbul Barosu avukatlarından Hidayet Kaya, bir davanın takibi için Ankara’dayken 26 Ocak Cuma günü geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Ertesi gün naaşı doğduğu köy olan, Bartın Amasra’nın Cumayanı köyüne getirildi ve 27 Ocak Cumartesi günü yakınlarının, dostlarının, yoldaşlarının katıldığı bir cenaze töreninin ardından burada defnedildi.

Defin işleminden sonra Kaya’nın ailesi, yoldaşları ve dostları bir uğurlama töreni yaptı. Saygı duruşuyla başlayan törende yoldaşları adına Bülent Parmaksız, kişisel özelliklerini ve mücadelesini anlattığı bir konuşma yaptı. Yine yoldaşlarından Adnan Halis ve Mehmet Yücel de, duygularını ifade eden konuşmalar yaptı. Tören, Enternasyonal Marşı’nın okunmasıyla sona erdi. Peki, Hidayet Kaya kimdi: 1948’de Bartın’ın Amasra ilçesinin Çakraz-Cumayanı köyünde emekçi, köylü bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Bartın Lisesi’ni bitirdi. Ardından 1966’da İstanbul Hukuk Fakültesi’ne girdi. Hidayet Kaya, Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken Devrimci Öğrenciler Birliği (DÖB) ve Dev-Genç’e katıldı.

Aynı dönemde TİP’in Eminönü ilçe yöneticiliğini yaptı. Öğrencilik yıllarında İsmet Demir’in önderliğindeki Yapı-İş sendikası içinde işçilerin örgütlenmesi için çalıştı. 1968’de tanıştığı ve ideolojik-politik görüşlerini benimsediği Doktor Hikmet Kıvılcımlı’nın Sosyalist gazetesinde yazı işleri müdürü olarak görev yaptı. 12 Mart 1971 darbesinden sonra illegal mücadele içinde yer aldı. 12 Mart sonrasında Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin (TSİP) ve Türkiye Komünist Partisi (Birlik) -TKP(B)’nin kurucuları ve yöneticileri arasındaydı. 12 Eylül 1980 faşist darbesine dek, hem sınıf içinde partili çalışma yürüttü hem de sendikaların avukatlığını yaptı. 1975-80 arası Disk’e bağlı Basın-İş, Keramik-İş ve Hür Cam-İş’te sendikal, hukuksal, siyasal faaliyet yürüttü. Darbe sonrası 1981 yılında tutuklandı, iki yıla yakın bir süre Davutpaşa Askeri Cezaevi’nde kaldı. Bırakıldıktan sonra farklı bir soruşturma nedeniyle tekrar tutuklanarak, Mamak Askeri Cezaevi’ne götürüldü.

Hidayet Kaya, işçi sınıfı içindeki faaliyeti sırasında tanıştığı Gripin fabrikasının öncülerinden işçi temsilcisi Belkıs Türkyılmaz ile evlendi. Çiftin iki kızı var. Kaya, siyasi kişiliği kadar espritüelliği, dostlarına bağlılığı ve güçlü hafızasıyla bilinirdi.
Batı Karadenizli, Bartınlı köylü, emekçi bir ailenin çocuğu olan Hidayet Kaya, tüm yaşamı boyunca bu toprakların ilerici, devrimci tarihsel/kültürel değerlerine, ezilen halklara,işçi sınıfına, devrime, sosyalizme ve örgütlü mücadeleye bağlı kaldı.

* * *

1980’li yıllar. Mamak Cezaevi’nin mahkeme koridorunda duruşmaya çıkarılmayı bekliyoruz. Benimle birlikte kelepçelenmiş olan Talat Türkoğlu, birden bire beni de sürükleyerek, “Reis” diye ayağa fırladı. Askerlerin darbeleriyle hemen yerimize oturtulmuştuk. Sonradan öğreniyorum ki, Talat Türkoğlu, MK üyesi üç arkadaşımızı görmüş: Suat Bozkuş, Mehmet Güneş ve Hidayet Kaya… Onların hikayesini de sonradan öğrenecektim: Partimizin üç yöneticisi, aylar süren işkencelere rağmen, bırakın partideki konumlarını, isimlerini bile kabul etmedikleri için mahkeme tarafından Mamak’tan serbest bırakılmak zorunda kalınmıştı; ancak polis onları kapıda yeniden gözaltına almış ve bir kez de İstanbul’da işkenceden geçirmişti. Onlar yine direnmişler ve serbest kalmışlardı. Suat Bozkuş ve Mehmet Güneş, ortadan kaybolurken; yasal işi nedeniyle Hidayet Kaya tekrar tekrar gözaltına alınmıştı.