Bizi takip edin

Kayıt defteri

Ya adanmış siyaset ya toplumsal felaket

->

-> 236

Ayhan Bilgen’i, Mazlum-Der Genel Başkanı olduğu dönemden beri tanıyorum. Şimdilerde O’nu, -son iki dönemdir- Kars milletvekili olarak izliyoruz. Arada kalan, neredeyse 15 yıl boyunca sürdürdüğü insan hakları ve demokrasi mücadelesini en yakından gözlemleyebilmiş biri olmanın mutluluğu ben de çok büyük bir yer tutuyor. Biz gazetecilerin şansı da, daha sonra tarihe şerh olarak düşülecek kişi ve olaylara yakından tanıklık etmek. Bunların kaleme alınması daha çok bizim işimiz olsa da, tarihe not düşme işinde bize yardımcı olanlardan birisi de Ayhan Bilgen.

Vivo Yayınevi’nden çıkan “Ya adanmış siyaset ya toplumsal felaket” isimli kitabında derlenen yazılarında Ayhan Bilgen, son dönemdeki gelişmeleri değerlendiriyor. Hem de cezaevinden! Kitabın önsözünde şöyle diyor: “Bize dört duvar armağan edenlere, ben de kapı ve pencere niyetine iki kitap hediye ederek cevabi teşekkürümü iletiyorum. Pencere, olup biteni görmek ve doğru okuyabilmek için küçük bir ışık sunsun istedim. Kapı da ülkenin içine sokulduğu durumdan çıkabilmek için bir yol açsın.”

Yüksek Güvenlikli Silivri Cezaevi’nden bir tünel kazarak değil ama bir şeyler yazarak çıkmanın, çaresiz oturup beklemekten daha umut verici olacağını gösteren Ayhan Bilgen, kitabını beş bölüm halinde tasnif etmeye çalışmış. Bunlar Silivri Cezaevi’ndeki Mayıs, Haziran, Temmuz 2017 döneminde tanıklık ettiği tartışmaları bir çerçeveye oturtma amacını taşıyor.
Kitabın ilk bölümünde Silivri özeli üzerinden hak, hukuk, adalet ve yargı eksenli gündeme dair duygularını ifade eden yazar, ikinci bölümde daha çok sorunun geldiği noktayı yeniden anlama ve tanımlama çabasına odaklanıyor. Üçüncü bölümde, Fransız İhtilali’nden beri “özgürlük, eşitlik” kavramları ile ifade edilen ama aslında siyasi tarihin belkemiğini oluşturan değerlerin, Türkiye koşullarında öncelik sıralamasını tartışıyor.

Dördüncü bölümde gelinen noktada “kardeşlik hâlâ ne ifade ediyor; ne kadar ve nasıl mümkün” sorularını barış, demokrasi kavramlarına yüklenen anlam üzerinden değerlendiren Ayhan Bilgen, beşinci bölümde ise, -ayrı bir kitap olarak düşündüğü ama bu kitaba koyduğu- Kur’an ve vatan kavramlarını ele alıyor.

Kitabın tanıtımını Ayhan Bilgen’in sözleriyle bitirelim: “Doğal afet gibi gösterilmek istenenin bile, aslında siyasal çürümeye sessiz kalmaktan kaynaklı bir toplumsal felaket alarmı olduğunu görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla sorun toplumsallaştığında, çözümün de toplumsal silkelenmeye bağlı olarak gelişmesi kaçınılmazdır.”

“Toplumun kendi varoluş ya da yok oluş mücadelesini tetikleyebilecek muharrik güç yani harekete geçirici irade siyaset ise siyasete yönelik umudu ve güveni yeniden diriltecek bir muhalefet tarzının sergilenmesi gerekiyor. Bu, kendine çalışan bir siyasetçi profili ile değil ancak ve ancak adanmış bir siyaset etiği ile mümkündür. Fedakârlık yapmasını istediğiniz toplumun önce o fedakârlığı sizde görmesi gerekir.”